Zamansız Mevsimler

Her zaman oynadığım sokaktayım, hava kararmak üzere, bu saatte artık eve dönmüş olmam lazım ama sokak her zamankinden daha uzun sanki. İlerledikçe geride oyuncaklarımdan birkaçını unuttuğumu anlıyorum ve geri dönmek zorunda kalıyorum. Parke taşlar yerlerinden çıkmış, ayağım takılıyor. Hava iyice kararıyor. Eve yaklaştıkça pencerede seni görmeyi umuyorum. Karanlıktan korkarım ben. En azından bana seslendiğini duysam korkum azalacak, belki de koşmaya başlayacağım. Pencerelerin önünden duvarlara yapışık şekilde yürümeye çalışırken başka bir pencereden görüyorum seni. Başka bir sofra, başka bir baba, başka kardeşler ama sen sensin anne. Bağırıyorum, boğazımı yırtarcasına; “Anne, anne, annem…”
Senin yumuşak ellerinle uyandığımı hatırlıyorum. Yanıma uzanıyorsun, “rüya gördüm” diyorum. Ne olduğunu sormuyorsun. Gözümü kapıyorum, birlikte uyuyoruz. Uyanıyorum, gitmişsin.
Hiç unutmadım anne bu rüyayı ve sonrasını. Şimdi, seni toprağa verirken de aklımda…

ZAMASIZ MEVSİMLER

Reklamlar

About reyhansaygin

Benim kelimelerim var..
Bu yazı Roman içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.